Yayin Tarihi: 26  Ocak  1998

USTATLARIN KALEMiNDEN

 

TARiH NEHRiNiN AKISI...

Dr. Sükrü Elekdag

Türkiye Cumhuriyeti
A.B.D. eski Büyükelçisi

Dr. Sükrü Elekdag kimdir?
(Mesleksel özgeçmisi)

AB'nin Brüksel zirvesinde aldigi kararin Türkiye'yi nasil etkileyecegi kamuoyumuz tarafindan iyi anlasilmis degil. Siyasi liderlerimizin, "yeni bir dunya kurulur ve Türkiye orada yerini alir" yolundaki demeçleri de halkimizin gerçekleri görmesine yardimci olmuyor...

Oysa, bu karar, 26 Avrupa ulkesinin butunlesme surecini baslatarak 21. asir Avrupa'sinin sinirlarini belirlerken, Türkiye'yi bu yapilanmadan disliyor. AB'nin, siyasal, ekonomik ve savunma alanlarinda butunlesmesinin tamamlamasiyla birlikte Avrupa Birlesik Devletleri kurulmus olacak.

Ve... tarih nehrinin akisi degisecek...

Zira bu, Avrasya'nin tum ekonomik, siyasal ve stratejik dengelerini degistirecek onemde bir olusum... Bunun disinda kalmasi, Türkiye'nin yalnizliga itilmesine, dis guvenlik risklerinin artmasina ve kalkinmasiyla yakindan irtibatli olan Avrupa ekonomisiyle baglarinin zayiflamasina yol acacagi bir gerçek.

Su noktanin iyi anlasilmasi lazim: Türkiye, 1998'de baslayacak AB genisleme surecine katilamazsa, tam uyelik kapisi ulkemize ilelebet kapanacaktir. Çunku, AB'nin genisleme dosyasini tekrar acmasi, ancak adayliklari tescil olunan onbir ulkeyle butunlesmesini tamamlamasindan sonra mumkun olabilir. Bunun icin de en azindan 15 - 20 yil beklemek gerekecektir. O zamana kadar da, Türkiye ile AB arasindaki farkliliklar o denli artacaktir ki, ulkemiz icin tam uyelik artik bir hayal olacaktir.

Bu baglamda, cogu Türkiye ile ayni ihrac mallarini ureten tam uyelik yolundaki on Merkezi ve Dogu Avrupa Ulkesi'nin (MDAU), AB'nin kendilerine bagislayacagi 75 milyar ECU'luk (100 milyar dolar) yardim ve yararlanacaklari AB kaynakli yogun sermaye ve teknoloji akimiyla, ileri bir rekabet gucu kazanacaklari dikkate alinmalidir.

Bu durumda, Türkiye, MDAU'lerin keskin rekabeti karsisinda, AB icindeki pazar payinin daralmasi tehlikesiyle karsilasacaktir. Bunun da, Turk ekonomisi uzerinde ciddi hasarlar yaratacagini tahmin etmek zor degildir. Zira, ekonomimizin buyuyup gelismesi, Türkiye'nin AB pazarindaki yerini muhafazanin da otesinde bu pazardaki payini artirmasina baglidir.

Ayni sekilde, ABD - Türk iliskilerinin yarim asirlik seyir cizgisi, Washington'un Ankara ile gerçeklestirebilecegi yakinlasmanin sinirlari oldugunu ortaya koymaktadir. Parasini odedigimiz destroyerleri uç yil gecikmeyle alabilmemiz, Kobra helikopterleri uzerinde ise Kongre'nin gizli ambargosunun hala devam etmesi, bu gerçegi açikca ortaya koyuyor. Clinton, "Türkiye, ABD icin muthis onemli bir ulke" derken, bu sozleri bir "rusvet-i kelam" olarak sarfetmeseydi, Basbakan Yilmaz'in IMF konusundaki taleplerini kulak arkasina atar ve onu Türkiye'ye eli bos gonderir miydi?

Rusya ile iliskilerin de rizikolu bir niteligi var. Rusya ile ticari ve iktisadi isbirligimiz dinamik bir cizgide gelismekle birlikte, Moskova'nin emperyal refleksleri, iki ulke iliskilerinin istikrarli ve karsilikli guvene dayali siyasal bir zemine oturtulmasini guçlestiriyor.

Bunlari belirtmekten maksadimiz, Türkiye'nin, ugrayacagi kayiplari, ABD ve Rusya ile yogunlastirabilecegi iliskilerle telafi etmesinin mumkun olmadigini ortaya koymaktir.

AB'nin ulkemizi Avrupa butunlesmesinden dislayan kararinin, ulkemiz açisindan yarattigi kosullar, bazi yonleriyle Türkiye'nin 2. Dunya savasi'ni izleyen donemde karsilastigi durumu animsatiyor. O zaman da, Türkiye kendini tehlikeli bir yalnizliga itilir bulmustu.

Ancak, Türk hukumetlerinin, demokratiklesme ve dis politika alanlarinda aldiklari cesur kararlar sayesinde, Türkiye, once Birlesmis Milletler'in kuruculari arasinda yer almis, sonra da onundeki muazzam engelleri asmayi basararak NATO'ya uye olmustu.

Bu baglamda, Basbakan Ismet Inönü, koltugunu da kaybetme pahasina cok partili sisteme gecme kararini alirken gosterdigi ornek devlet adamligini ve buyuk ozveriyi unutmak kabil mi? Ismet Pasa'nin bu karari, CHP'nin 1950 secimlerinde depremsel bir yenilgiye ugramasina yol acmisti, ama Türkiye'ye cok sey kazandirmisti.

Demokratiklesme yolunda atilan bu tarihi adim ve arkasindan Menderes'in Kore'ye asker yollama karari, Türkiye'ye NATO kapilarinin açilmasini saglamis ve onu tehlikeli yalnizliktan kurtarmisti. Bu sayede, Türkiye'nin yarim asirlik bir guven ve istikrar ortamindan yararlandigini kim inkar edebilir?

Türkiye, bugun de bir yol ayriminda. Ulusal cikarlarimiz, AB'ye tam uyelik hedefini kaybetmememizi, bunun icin de bize dayatilan bazi haksiz sartlari geri aldirtmamizi gerektiriyor. Ancak, bunun, sadece AB'ye ofkelenmekle saglanamayacagi da asikar.

Hukumet, simdi Türkiye'nin ve Türk insaninin dunyaya karsi basini dik tutabilmesi icin bir cagi yakalama perspektifi hazirlamalidir. Çagimizin degerlerinin, insan, hak ve ozgurlukler uzerine kurulu oldugunu artik kavramali ve once ulkemizi utanç verici iskence suçlamalarindan kurtarmak ve demokratik hukuk devletini kurmak için ne gerekiyorsa yapmalidir. Ayni zamanda, ekonomiyi duzeltmek amaciyla da dunyaya guven verici bir istikrar programi uygulama kararliligini gostermelidir.

Türkiye'nin, 2. Dunya savasi'ni izleyen donemde oldugu gibi, bugun de, "gelecek secimleri degil, gelecek nesilleri dusunen" devlet adamlarina ihtiyaci var.

Tarih nehrinin akisi degisirken hukumet bu cesaret ve basireti gosterebilecek mi?

_________________________________________
Dr. Sükrü Elekdag'in yazilari Milliyet Gazetesinde de
yayinlanmaktadir.


ÜSTATLARIN KALEMiNDEN'e dön

ULUSLARARASI iLiSKiLER-STRATEJiK ÇALISMALAR'a dön

Egemenlik Ulusundur logosu