Yayin Tarihi 28 Mayis 1998

EGEMENLiK KAVRAMI
ve
F. GÜLEN CEMAATi

Hüsamettin Aydin
istanbul, Türkiye


"Egemenlik kayitsiz sartsiz ulusundur" ilkesini getiren ve daha ilk günden bu yana ilkemizi çagdas prensipler dogrultusunda yürüten Cumhuriyet rejimi, son 20 yildir çok baska amaçlar pesinde kosan ve sinsi emellerini gizleyen, güya hosgörü ve demokrasi havarisi geçinen bir takim irtica odaklarinin tehdidi altindadir.

Ne yazik ki, ulusal egemenlik kavraminin Tanri' nin gücüyle bir rekabet kavrami olmadigi kültüründen pay alamayan, beynini ve yasam biçimini her türden uygarlik ölçüleriyle donatamayan bu kisilik noksani  insanlarin, "egemenlik ulusundur" gibi yüce ve erdemli bir duyguyu ve onu tatbik eden demokrasiyi, insan haklarini, bireysel özgürlükleri ve tümüyle hukuk devleti ve bu semsiye altinda yasayan onurlu vatandaslik kavramini algilamasi çok zordur.

Onlarin (cemaat ve bilinçsiz toplumlarin ) varsa yoksa demokrasiden anladiklari, çok eskimis klasik tarziyla; vatandasin seçimden seçime oy atmasi ve baska da bir seye karismamasi... Örnegin, bir parti baskani veya siyasiler, istedigi gibi yalan atsin, ulusun bütçesini kendi menfaati için alet etsin. Har vurup harman savursun. Bunlar için önemli degil, yeter ki bunlarin menfaati haleldar olmasin. Bunlara nerden geldigi belli olmayan para musluklari kisilmasin... Iste üzülerek söyleyelim ki, bunlarin demokrasiden, anladiklari mantik bu... Hem en koyu Müslüman geçinecek, hem yalana ve talana razi olacak, hem ulusunun menfaatini ve egemenlik haklarini tanimayacak, hem de yeri gelince demokrat geçinecek... Ve bu ülkede, bu palavra tezgahina inanacak enayilerin çikmasi beklenecek...

Sunu hemen belirtelim ki, Cumhuriyet rejimi ve onun asil prensip ve kaynagi olan laiklik ve egemenlik kavramlari, dogruluk ve dürüstlük üzerinde kurulmustur. Ulusumuzu yalan ve iki yüzlülüge, çifte standartlara götüren her türlü hareket, görüs ve düsünce, Cumhuriyet ve egemenlik ulusundur prensiplerine aykiridir.

En önemli bir baska nokta da sudur; Bay Fethullah Gülen'i meshur eden Türk milleti degil onun özel cemaatidir. Bu cemaat ise, bu zatin güdümünde olup, bizzat kendi deyimiyle "devletin bilgisi dahilinde" faaliyet göstermistir. Böyle bir durum ise, Türk ulusunun onayi alinmadan ve bir zamanlar devletin siyaseti icabi desteklenmis bir hareket olup bu tür cemaat ve yapilanmalarin devami artik manasiz olup, esasinda çagdaslik ve küresellesme vizyonuna da aykiri düstügü içindir ki, bu tarz yapilanmalara son verilmistir.

Ancak bütün bunlara ragmen, sanki hiç bir sey olmamis gibi davranan bu cemaat; daha dogru bir deyimle Nurculuk adiyla faaliyet gösteren, hiç bir zaman ulusun egemenligine inanmayan, bireysel özgürlüklere zerre kadar deger vermeyen, Cumhuriyet ilkelerini her zaman hiçe sayan ve kendi aralarinda seriatçi geçinen bu insanlar; kiyisindan kösesinden devleti nasil punduna getirebiliriz, eskiden oldugu gibi nasil at oynatabiliriz telasi içinde, hem demokrat geçiniyorlar, hem de sürekli bunu istismar ederek zaman kazanmaya çalisiyorlar.

Simdi sik sik gündeme getirdikleri , yurt disinda kurduklari okullar... Bu okullari kiminle kurdular? Hükümetlerin ve siyasilerin destegi olmasaydi bu okullari kurabilirlermiydi? Yoksa bu okullari Bay Gülen babasindan kalma servetle mi kurdu?

Bu insanlara açik bir önerim var: Eger gerçekten Cumhuriyete, egemenlik ulusundur ilkesine ve laiklige inaniyorsaniz, televizyonunuzu, radyonuzu, gazetenizi lagvediniz, Cemaatinizi dagitiniz ve ulusun bütünüyle kendinizi esitleyiniz. Sonra varsa bir isteginiz, diger sivil kuruluslar gibi kendinizi yeniden yapilandiriniz. Bunu yapmadiginiz sürece samimiyetinize inanmak daima güç olacaktir.



 ULUS MEYDANI'na dön