MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E 2. SUIKAST !

Asagidaki yazi Erdogan Cesmeli'nin 10 Kasim 1996'da Columbus, Ohio'da ATA'yi kutlama gununde yaptigi konusmanin metnidir. Kutlama gununun misafirleri orta Ohio'daki Turk aileler, Turk ogrenciler ve Dayton'da Wright Patterson Air Force Base'de bulunan Turk Hava Kuvvetlerinin degerli subaylari idi. Erdogan Cesmeli Ohio State Universitesi'nde doktora calismalarini surdurmektedir.

EGEMENLIK ULUSUNDUR Erdogan Cesmeli'ye bu cok anlamli konusmasini yayinlamamiza izin verdigi icin tesekkur eder. Zaman dusunmek, kendine gelmek, kisi ve toplum olarak uzerimize dusen sorumluluklari yerine getirmek zamanidir.


Degerli Buyuklerim, Saygideger Ordu Mensuplari ve Sevgili Arkadaslarim,

Bugun sizlere, beraberce gerceklestirdigimiz bir suikasti anlatacagim. Evet yanlis duymadiniz: Suikast. Hem de Atatürk'e karsi yaptigimiz, yavas yavas gerceklestirdigimiz ve bilakis hicbir sey olmamis gibi icimizi rahat tuttugumuz bir suikast.

Once isterseniz basaramadigimiz bir suikast girisiminden bahsetmek istiyorum: 15 Haziran 1926 gunu Izmir'in sicak ve nemli havasinin bunalttigi caddelerinde bir adam valilik binasina kosuyor. Amaci o zamanin valisi Kazim Pasa ile gorusmek. Giritli Sevki'den baskasi olmayan bu kisi daha sonraki sorgusunda bakiniz ne anlatiyor: "(Mustafa Kemal) Pasa'nin Izmir'e gelecegi gun yapilacak suikasta yardim etmemi teklif etti; kabul ettim. Butun tertibati Gazi Pasa'ya hitaben yazdigim bir mektupla Vali Pasa'ya ihbar ettim. Eski milletvekili Ziya Hursit, Gurcu Yusuf ve Copur Hilmi benim evimde toplandilar. Bir defa da Tikvesli Idris'in evinin bahcesinde gorustuk. Bunlar, Pasa'nin Izmir'e gelis gununde Kemeralti'nda dort yol agzindaki Gaffarzade Oteli'nde ve altindaki Berber Nuri'nin dukkanindan tabanca ve mermilerle saldiracaklardi. Suikastten sonra da otomobil ve benim motorumla adalara kacacaklardi." [3, s.10] Ders kitaplarimizda pek bahsedilmeyen bu olay, 1926 Yili'nda Atatürk'e karsi girisilmek istenen suikastten baska birsey degildi. Ilk duydugumda ve daha sonra birkac kaynaktan okudugumda oldukca sasirdim. Sucluluk ve selametle atlatilmis bir bela sonrasinin urpertisini hissettim icimde. Ayni kaynaklarda diger birkac suikast girisimimizden daha sozediliyor. Ama biliyoruz ki ne yazik ki hicbirinde basarili olamadik. Basarisizligimizin tek sebebi de su "vatansever" diye adlandirilan birkac vatandas ile yoneticinin sagduyulu ve zamaninda olan mudahalesi.

Bakiniz Atatürk ne diyor: "Iki Mustafa Kemal vardir; biri ben, et ve kemik gecici Mustafa Kemal... Ikinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem. O, ben degil, bizdir. O, memleketin her kosesinde yeni fikir, yeni hayat ve buyuk ulku icin ugrasan aydin ve savasci bir topluluktur. Ben onlarin ruyasini temsil ediyorum. Benim tesebbuslerim, onlarin ozlemini cektikleri seyleri tatmin icindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Gecici olmiyan, yasamasi ve muvaffak olmasi gereken Mustafa Kemal odur." [2, s.342] Evet ilkini oldurememistik zamaninda, ama daha ikincisi vardi yasayan. Iste bizim hedefimiz, oldurmeye calistigimiz bu Ikinci Mustafa Kemal'dir. Atatürk bu Ikinci Mustafa Kemal'i fikir ve prensipleriyle cok guclu kilmisti. O'nu yoketmek, ortadan kaldirmak cok zordu. Kesinlikle bir isbirligi yapilmaliydi. Yurtdisindaki dostlarimiz(!) zaten yardimlarini esirgemezlerdi. Ancak yurticinde de bir isbolumu olmasi sartti. Tabii isbolumunu hemen gerceklestirdik; konusup anlasmamiza bile gerek yoktu. Herkes icgudusel "iyiyi bozma, yoketme" durtusuyle plani kolayca uygulamaya basladi. "Memleket dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hiyanet icinde" olacaklardi, ornegin. "Hatta bu iktidar sahipleri sahsi menfaatlerini, mustevlilerin siyasi emelleriyle" birlestirdiler mi isimiz cok daha kolaylasacakti. Tabii ki en buyuk darbeyi, en son bekledigi, en cok guvendigi Türk Gencligi'nden yedi mi, ayaga kalkmasi artik neredeyse olanaksiz olacakti. Bakin, bizler, ait oldugumu dusundugum, ait olmayi arzuladigim, Türk Gencleri, Türk Bilimadamlari ve Türk Aydinlari olarak neler yaptik ve yapiyoruz bu konuda:

Kaynaklarda pek rastlanmayan bir konusmasinda Atatürk diyor ki: "Türk genci, devrimlerin ve yonetim biciminin (rejimin) sahibi ve bekcisidir. Bunlarin geregine, dogruluguna herkesten cok inanmistir; yonetim ve bicimini ve devrimleri benimsemistir. Bunlari gucsuz dusurecek en kucuk ya da en buyuk bir kipirti ve bir davranis duydu mu; bu ulkenin polisi vardir, jandarmasi vardir, ordusu vardir, adalet orgutu vardir demeyecektir. Hemen araya girecektir. Elle, tasla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapitini koruyacaktir...." [1, s.226] Atatürk burada adeta bize Ikinci Mustafa Kemal'i nasil zayiflatacagimiz konusunda yol gosteriyor. Suikastimizi gerceklestirmek icin, ulkemizde yonetim bicimimize ve devrimlerimize karsi bir girisim oldugunda "vurdumduymaz" olduk mu suikastimizin basarisi yonunde buyuk bir adim atmis olacaktik. Ne kadar kolay degil mi? Atatürk konusmasina devam ediyor: "...Polis gelecek; asil suclulari birakip suclu diye onu yakalayacaktir. Genc: "Polis henuz devrim ve cumhuriyetin polisi degildir" diye dusunecek, ama hicbir zaman yalvarmayacaktir. Mahkeme onu yargilayacaktir. Yine dusunecek: "Demek adalet orgutunu de duzeltmek, yonetim bicimine gore duzenlemek gerek! (diyecektir)" [1, s.226]. Tabii ki suikastimizi basarmak icin bizler boyle yapmayacagiz. "Adam sende", "Bir tek ben mi varim?", "Kimse yapmiyor ki ben yapayim." gibi ilkeler bize isik tutacak bu konuda.

Konusmasi soyle devam ediyor, Atatürk'ün: "... Onu hapse atacaklar. Yasa yolundan cikislarda bulunmakla birlikte bana, Ismet Pasa (Inonu, basbakan)'ya, Meclis'e telgraflar yagdirip, haksiz ve sucsuz oldugu icin saliverilmesine calisilmasini, kayirilmasini istemeyecek. Diyecek ki "Ben, inan ve kani'min geregini yaptim. Araya girisimde ve eylemimde hakliyim. Eger buraya haksiz olarak gelmissem, bu haksizligi ortaya koyan neden ve etkenleri duzeltmek de benim gorevimdir!" Iste benim anladigim Türk genci ve Türk gencligi!" [1, s.226]. Bu kisim hepsinden kolay. Ozellikle, bizler gibi yurtdisinda okuyan ya da calisanlar icin. Bizler, nasil olsa burada kalabilir, yasamimizi devam ettirebiliriz. Belki "vatan" diye gidebilecegimiz, havasini ozgurce icimize cekebilecegimiz bir yer olmayacak, ama zaten Ikinci Mustafa Kemal suikastinin onemli bir parcasi da bu degil mi?

Aydinlarimizi, yurda donup Türkiye'nin gelisimine katkida bulunacak calismalardan ya da yurtta olsalar bile gene bunlari yapmaktan kurtaracak o kadar cok sebep var ki. Bunun analizini de gelin Atatürk'ten dinleyelim: "Bizim milletin, bilhassa aydinlarimizin cok dikkatle, cok ehemmiyetle nazari itibare alacagi bir sebep vardir, ve bence bu sebep simdiye kadar ilerleyemeyisimizin, en son sirada kalisimizin -unutmayalim- memleketimizin bastan basa bir harabe olusunun asil sebebidir. Cokusumuzun bu ana sebebini su nokta teskil ediyor: Islam alemi iki sinif ayri topluluklardan meydana gelir. Biri cogunlugu teskil eden cahil halk, digeri azinligi teskil eden aydinlar. Bozuk zihniyetli milletlerde buyuk cogunluk baska hedefe, aydin denen sinif baska zihniyete maliktir. Bu iki sinif arasinda tam bir karsitlik, tam bir muhalefet vardir. Aydinlar, asil kutleyi kendi hedefine yoneltmek ister; halk kutlesi ve avam ise bu aydin sinifa tabi olmak istemez. O da baska bir yon tayinine calisir. Aydin sinif telkinle, dogru yolu gostermekle cogunluk kutlesini kendi amacina gore iknaya muvaffak ola mayinca, baska vasitalara basvurur. Halka zorbalik etmege ve kibirlenmege baslar, halki keyfe gore yonetim altinda bulundurmaga kalkar. Artik burada asil cozumu gereken noktaya geldik. Halki ne birinci usul ile ne de zorbalik ve keyfi yonetim ile kendi hedefimize suruklemege muvaffak olamadigimizi goruyoruz; neden? Bunda muvaffak olmak icin aydin sinifla halkin zihniyet ve hedefi arasinda tabii bir uygunluk olmasi lazimdir. Yani aydin sinifin halka telkin edecegi ulkuler, halkin ruh ve vicdanindan alinmis olmali. Halbuki bizde boyle mi olmustur? O aydinlarin telkinleri milletimizin ruhunun derinliginden alinmis ulkuler midir? Suphesiz hayir. Aydinlarimiz icinde cok iyi dusunenler vardir. Fakat umumiyet itibariyle su hatamiz da vardir ki, inceleme ve arastirmalarimiza zemin olarak cok kere kendi memleketimizi, kendi tarihimizi, kendi an'anelerimizi, kendi hususiyetlerimizi ve ihtiyaclarimizi almayiz. Aydinlarimiz belki butun cihani, butun diger milletleri tanir, lakin kendimizi bilmeyiz. Aydinlarimiz, milletimi en mes'ut millet yapayim, der. Lakin dusunmeliyiz ki, boyle bir gorus hicbir devirde muvaffak olmus degildir. Bir millet icin saadet olan birsey diger millet icin felaket olabilir. Ayni sebep ve sartlar birini mes'ut ettigi halde bedbaht edebilir. Onun icin bu millete gidecegi yolu gosterirken dunyanin her turlu ilminden, buluslarindan, ilerlemelerinden istifade edelim, lakin unutmiyalim ki, asil temeli kendi icimizden cikarmak mecburiyetindeyiz." [2, s.119] Ama aydinimiz diyor ki, "halk bana layik oldugum saygiyi gostermiyor, devlet bana kapilarini acmiyor, beni el ustunde tutmuyor." Iste, Ikinci Mustafa Kemal suikastinin aydinlar cephesini de bu ilke olusturuyor.

Zafer sarhosluguna kapilip, lutfen, bilim konusundaki darbelerimizi unutmayalim. Kendileri demis ki; "Ilim tercume ile olmaz, tetkikle olur." [2, s.116] Ve buyurmuslar ki; "Fen terimleri o suretle yapilmali ki manalari ancak istenilen seyi ifade edebilsin." [2, s.127] Olur mu, direk taklit etmek varken? Hem bir terimin yabanci dildeki karsiligini soylemek cok daha kolay ve Amerikalilar'in dedikleri gibi "Cool" oluyor. Atatürk, "Her isin esas hedefine kisa ve kestirme yoldan varmak sayani arzu olmakla beraber, yolun makul, mantiki ve bilhassa ilmi olmasi sarttir." demistir. [2, s.116] Yani bir is sirf bilimsel olacak, mantiga uyacak diye cok calismak yerine, az calisarak ve gerektiginde baskalarinin yaptiklarini calip, kendimizinmis susu vererek kisa yoldan sonucu elde etmemiz uygun degildir. Halbuki kimse farketmedigi surece hirsizligin ne zarari var ki? Fark edilene kadar zaten yeterince unlu olup ailenize ve torunlariniza guzel bir yasam saglayabilirsiniz. Atatürk ise bu konudaki duyarliligini su sozleriyle de ifade etmistir: "Biz daima hakikat arayan ve onu buldukca, ve buldugumuza kani oldukca ifadeye curet gosteren adamlar olmaliyiz." "Hicbir hukmu kendiniz kendi bilginize ve inaniniza vurmadan, filan veya falan Avrupali muharrir soylemis diye hemen benimsemeyiniz. Onlarin hele biz Turkler, bizim dilimiz ve tarihimiz uzerindeki hukumleri(nin) cok kere yanlis ve bellenmis esaslara dayandigini goruyorsunuz." "Herseyden evvel kendinizin dikkat ve itina ile sececeginiz vesikalara dayaniniz. Bu vesikalar uzerinde yapacaginiz tetkiklerde herseyden ve herkesten evvel kendi insiyatifinizi ve milli suzgecinizi kullaniniz." [2, s.116]

Olur mu hic? Eger kendilerinin dedikleri dogru olsaydi adini bir hastaliga verecek kadar dunyaca unlu Dr. Behcet'in hayatini bilir, sonradan dolandirici cikan bir isadamimizin son model arabasinin plakasini biliyor olmazdik.

Mutlulugunuzu gozlerinizden okur gibiyim. Ikinci Mustafa Kemal suikastinde degisik cephelerde ortaya koydugumuz cabalar birer birer meyvesini vermektedir. Her alanda ulkece, cagimizin gerisinde kalarak, arzuladigimiz hedef dogrultusunda adim adim ilerlemekteyiz. Dogal olarak, yurticinde ve yurtdisinda bizi bu amacimizdan saptirmak isteyen vatanseverler bulunacaktir. Eger bir gun, suikastimizi engellemeye calisanlar olursa, girisimlerimize devam etmek icin, icinde bulunacagimiz durumun olanak ve sartlarini dusunmeyecegiz. Bu olanak ve sartlar cok elverissiz olabilir. Ama unutmayalim ki her zaman dunyada bizlere yardimi esirgemeyecek, baska ulkelerdeki benzeri suikastlere yardim etmekte olan tecrubeli dostlarimiz olacaktir. Zaten suikastin bir parcasi olarak, yurdumuzda isbasinda bulunanlardan, aymazlik ve sapkinlik icinde olanlar bizimle isbirligi halindedir. Halkin geri kalani da yoksulluk ve sikinti icinde ezgin ve bitkin duruma dusme yolundadir.

Ama ne yazik ki butun bunlara ragmen karsi koyamadigimiz, suikastimizin gerceklesmesinde en buyuk engeli teskil eden bir guc vardir ki bu konusmayi yaparken bile beni rahatsiz etmektedir. Iste bu guc "DAMARLARIMIZDAKI ASIL KAN" dir.

Erdogan Cesmeli

KAYNAKCA:

[1] Sami N. Ozerdim, "Ataturkcu'nun El Kitabi," Turk Dil Kurumu Yayinlari, Ankara, 1981.

[2] Utkan Kocaturk, "Ataturk'un Fikir ve Dusunceleri," Turhan Kitabevi, 1984.

[3] Ugur Mumcu, "Gazi Pasa'ya Suikast," Tekin Yayinevi, Istanbul, 1992.


 ULUS MEYDANI'na dön