TÜRKiYE BiR HUKUK DEVLETi OLSAYDI

Zeynep Atikkan

EGEMENLiK ULUSUNDUR Sayin Zeynep Atikkan'a asagidaki yazisini yayinlamamiza izin verdigi için tesekkür eder. Zeynep Atikkan,  EGEMENLiK ULUSUNDUR'un ülkemiz için önderlik etmeye hazirlandigi ilkesi , deger verdigi olgular ve amaçlariyla tanimladigi islevinin dogrultusunu ve önemini vurgulamaktadir. Bu yazi daha önce 29Aralik 1996 günü Hürriyet Gazetesinde yayinlanmistir.


Bu, bir siyasi koreografi degil. Bir ütopya ya da bir politik kurgu bilim hiç degil.

Eger bu ülkede bir " hukuk düzeni " olsaydi, Susurluk olayi bugün oldugu gibi soyutlasmaz, tam tersine " hukuk "un çözüm mekanizmalari içinde seffaflasir, ele avuca sigar hale gelirdi.

Korku ve dehset filmi olmaktan çikar " hukuk "un üstünlügünün sergilendigi basit bir vaka olurdu.

Olaylar nasil gelisirdi ?

1-  Eger Türkiye bir " hukuk devleti " olsaydi, Susurluk, orta sagin birbirini yoketme savasina dönüsemezdi. " Hukuk düzeni ", varligini ve gücünü koruyabilmek için kendisini böyle bir siyasi kapismaya alet etmezdi.

2-  Eger Türkiye bir " hukuk devleti " olsaydi, Susurluk, kapali kapilar arkasinda çekilen dosya silahlariyla bir siyasi can pazari haline gelmezdi. " Hukuk " çoktan islemeye baslar, bütün sorumluluk adalete teslim edilirdi.

3-  Eger Türkiye bir " hukuk devleti " olsaydi, polis ikiye bölünüp, bir bölümü muhalefete, diger bölümü de iktidara çalismazdi.

Zaten siyasetçinin polisten böyle bir talebi olmazdi. Olamazdi.

Çünkü dosyalarin gidecegi adres siyasetciler degil, olaya açiklik kazandiracak olan adalet olurdu.

Bütün bir kamu düzeni, dosya trafigiyle, ilkel santaj senaryolarina alet edilmezdi.

4-  Eger Türkiye bir " hukuk devleti " olsaydi, Susurluk olayindan sonra muhalefet tüm enerjisini, sadece Çiller'i tasfiye etmeye degil, namuslu bir özelestiriyle tüm siyasi sistemi güçlendirmek için kullanirdi.

Çünkü ciddi bir " hukuk devletinde ", Susurluk olayi, bir siyasi bela olan Çiller'den kurtulmakla sinirli kalmaz, çok ciddi siyasi ve yapisal sorunlarla mücadele etme ihtiyacini da dogurdu.

Düzeni koorumak için bu ihtiyaç dogardi.

Siyasi sinifin olgunluk ve yetkinlik sinavi olurdu Susurluk. Bu sinavda çakanlarinsiyasi mesruiyeti kesinlikle kalmazdi.

5-  Eger Türkiye bir " hukuk devleti " olsaydi, çetelere teslim edildigi anlasilan bu ülkede son yillarda basbakanlik, içisleri bakanligi yapmis herkesten hesap sorulurdu.

" Hukuk "un üstünlügü o kadar agir basardi ki hiçbir kaçamak cevaba geçit verilmezdi. Göz kirpilmazdi.

Siyasi sempati dahil hiçbir mazeret kabul edilemezdi bu hesap verme seanslarinda.

Siyasetçilerden ve liderlerden dosya degil, özelestiri yapmalari beklenirdi. Onlardan dosya degil, hatalarini kabullenmeleri istenirdi.

6-   Eger Türkiye bir " hukuk devleti " olsaydi, Meclis, lider isareti beklemeden, görev ve sorumluluklarini yerine getirirdi. Parti üyesi degil, meclis üyesi olmanin sorumluluguyla demokratik etigin en çarpici örnegini sergilerdi.

Meclis üyeleri, milletvekili olmanin ortak sorumlulugunu, ortak davranislarla sergilerdi. Tarih önünde onur ve namuslarini korumak için yaparlardi bunu.

Meclis baskani baskanligini bilir özel kalem müdürü gibi davranmazdi.

7-   Cumhurbaskani, Tansu Çiller gibi bir siyasi belayi bu ülkenin basina nasil sardigini çikip anlatir, milletinden özür dilerdi.

Dogal olarak Türkiye bir " hukuk devleti " degil sonucu çikiyor bun yazinin akisindan ve kurgusundan.

Burasi tam bir " hukuk devleti " degil ama, Susurluk'tan beri gene de demokrasinin basarisi yasaniyor bu ülkede. Bu halktan, tabandan gelen tam sekillenememis bir talep. Bu talebi sekillendirememis olanlar da demokrasiden korkan siyasiler degil mi ?

Susurluk, bu siyasi sinifi degistirme ihtiyacini açikça ortaya koydu.


 ULUS MEYDANI'na dön